Yorumlar

Türkiye-Rusya-İran Zirvesi Neden Önemli?

Suriye sorununa çözüm konusunda 2016 sonundan beri çaba içerisinde olan Türkiye, Rusya ve İran Cumhurbaşkanları bugün bu çabaların önemli bir aşaması için Ankara'da bir araya geliyorlar.
Bu zirve şu üç nedenden dolayı çok önemli:
1- Suriye sorununun çözümü konusunda gerçekçi çaba sarf edilen başka bir platformun olmaması Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mevkidaşları Putin ve Ruhani ile yapacağı toplantıyı önemli kılıyor. Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen Cenevre Süreci olarak adlandırılan toplantıların hiçbir somut sonuç ortaya koymadığını hatırlayalım.
Buna karşılık Ankara Zirvesi'nin önceki ayaklarını oluşturan Astana ve Soçi süreçlerinde Türkiye, Rusya ve İran Suriye meselesinde barışa ulaşılması konusunda önemli adımlar attılar. Özellikle çatışmasızlık bölgesi ilan edilen İdlib'de Türkiye'nin gözlem noktaları oluşturması ve bu sayede bu bölgede çok büyük çatışmaların yaşanmaması üç ülke arasında varılan uzlaşının bir göstergesidir. Muhaliflerin Esad-Rusya ve İran destekli güçler karşısında yenilgiye uğradığı Halep'ten tahliyesi de Ankara ile Moskova ve Tahran arasında yapılan görüşmeler sonucu mümkün olmuştu.
2- Ankara'nın Moskova ve Tahran ile Suriye sorununun çözümü konusunda yürüttüğü diyalog süreci, Türkiye'nin Suriye topraklarında terör örgütlerine karşı operasyonlarını kolaylaştırdığı için çok önemlidir. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarının gerçekleştirilmesinde özellikle Rusya ile yürütülen diplomasi sonucu, bu ülkenin etkili hava savunma sistemleriyle kontrol ettiği Suriye hava sahasını açmasının büyük öneme sahip olduğunu vurgulamak gerekir. Aynı şekilde, Afrin'e yönelik harekât öncesinde bölgede bulunan Rus askerilerin çekilmesi de Türkiye için Rusya ile çatışma riskini ortadan kaldırmış ve Ankara'nın harekâtı daha güvenli bir şekilde yürütmesini mümkün kılmıştı.
Rusya'nın; Astana ve Soçi süreçleri çerçevesinde Türkiye ile iş birliği içerisinde olmasaydı, Afrin'e yönelik operasyona çok olumsuz yaklaşacağını tahmin etmek zor değildir. Moskova, Suriye sorununun kapsamlı çözümü konusunda kendisiyle müzakere masasına oturan Ankara'nın güvenlik kaygılarını daha iyi anlıyor ve müzakere sürecini tehlikeye atmak istemediği için Türkiye'nin YPG/PKK'ya karşı Suriye'nin kuzeyinde gerçekleştirdiği operasyonlara engel olmaya çalışmıyor.
Aynı tespiti İran için de yapmak mümkün müdür sorusunun cevabını Sincar'da aramak gerekecek. Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin operasyon yaptığı bölgelerde pek etkinliği olmayan Tahran yönetiminin Sincar konusunda Bağdat üzerinden etkin olduğu söylenebilir. Türkiye'nin PKK'ya karşı topyekûn mücadelesinin Sincar cephesinde Irak'ın engelleyici değil de kolaylaştırıcı bir rol oynaması biraz da Tahran'ın telkinlerine bağlı olacaktır. Bu nedenle, Ankara'daki görüşmelerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ruhani'den beklentisi, hem Suriye hem de Irak'ta Türkiye'nin terör örgütüne karşı mücadelesine destek veren bir tutum içerisinde olmasıdır. Ruhani'nin bu konuda vereceği muhtemel sözlerin ülkesindeki Devrim Muhafızları gibi radikal aktörleri ne kadar bağlayacağı ise bir başka meseledir.
3- Üç ülkenin bölgesel sorunların çözümü konusunda böylesine yakın bir diyalog içerisinde olmaları ekonomik ilişkilerine de olumlu şekilde yansıyor. Suriye sorunu yüzünden yaşadığımız Uçak Krizi nedeniyle 2016 yılında dış ticaret hacmimizin 16,8 milyar dolara düştüğü Rusya ile, yine Suriye meselesinde iş birliğine yöneldiğimiz 2017 yılında ticaret hacmimiz 22,2 milyar dolara yükseldi. S-400'ler, Türk Akımı ve dün açılışı yapılan Akkuyu Nükleer Santrali konularında yaşanan ilerleme de Suriye konusunda Moskova ile artan temaslarla yakından ilgilidir.
Rusya kadar olmasa da, İran'la ilişkilerimizde Suriye konusunda oluşan yumuşamanın da bu ülkeyle ekonomik ilişkilerimize olumlu etkisi oldu. Türkiye-İran ticaret hacmi 2017 yılında yeniden 10 milyar doların üzerine çıktı.
Türkiye, Rusya ve İran arasında bugün yapılan zirve gerek Suriye sorununa çözüm bulunması gerekse her üç ülkenin güvenlik kaygılarının giderilmesi açısından çok önemli. Üç ülkenin de Astana ve Soçi zirveleriyle aralarında oluşan diyaloğu bir tür "güven" ilişkisine dönüştürmeye çalışması büyük kazanım olacaktır.
Bunun için yapmaları gereken, teröre karşı dayanışma göstermeleri, birbirlerinin içişlerine karışmaktan uzak durmaları ve birbirlerinin güvenlik kaygılarını anlamaya çalışmalarıdır.
 
Bu yazı ilk defa Türkiye Gazetesi'nde yayınlanmıştır.