Yorumlar

YPG’nin İki Yüzü: ABD ve Rusya Desteği Üzerinden YPG/PKK’yi Kavramak

YPG'nin İki Yüzü: ABD ve Rusya Desteği Üzerinden YPG/PKK'yi Kavramak

Suriye'de, YPG/PKK üzerindeki ABD ve Rusya etkisi/kontrolü Fırat Nehri'nin sınır kabul edildiği Doğu (ABD) ve Batı (Rusya) bölgelerine paylaştırılan bir yapıya sahip.[i] Devletlerarası rekabet sebebiyle iki devlet de fırsatlar ve uygun şartlar ortaya çıktığında bu sınırın ötesine geçmeye çalışıyor. Bu rekabetin sonucunda ABD Menbiç'in DAEŞ teröründen temizlenmesi üzerinden kendi desteklediği SDG (Suriye Demokratik Güçleri [YPG/PKK'nin Suriye üst çatısı]) militanlarını bu vilayete yerleştirdi. Bu sayede Fırat'ın batısında da etki sahibi oldu ve Rusya'nın etki alanına nüfuz etme potansiyeli geliştirdi. Rusya ise Deyr ez-Zor'un DAEŞ teröründen temizlenmesine yönelik operasyonda rejime çok önemli bir destek vererek SDG militanlarının ve dolayısıyla ABD'nin bu önemli petrol yataklarına sahip bölgede nüfuz sahibi olmasını engellemeyi amaçladı. Ancak güncel durumda Deyr ez-Zor'da bulunan petrol yataklarını kontrol eden ABD ve onun desteklediği SDG bu doğu-batı şeklinde de okuyabileceğimiz güç mücadelesini kendi lehlerine çevirmiş durumda.

Zeytin Dalı Harekâtı ile doğrudan ABD desteğinden ziyade daha çok Rusya'ya yakın olan Afrin YPG/PKK'sı bu bölgeden çekildi. Peki, bir yanda ABD'nin yoğun hava desteği ile koruduğu ve sistematik olarak Pentagon vasıtası ile beslediği YPG/PKK görüntüsü varken, Rusya neden Afrin'de YPG/PKK'ya destek olmadı? Bu durumun temel sebebi ABD ve Rusya'nın farklılaşan Kuzey Suriye politikasıdır. Kuzey Suriye'de "alan kaybetmeme" parolası ile hareket eden Rusya için Afrin'de YPG/PKK'dansa Türkiye'nin olması, ABD'ye karşı daha kalıcı bir yapı oluşması adına oldukça olumlu bir gelişme olarak nitelenebilir.

Şekil 1 Fırat Nehri'nin, Doğu-Batı Yönünde ABD ve Rusya Arasında Paylaşımı

 

YPG/PKK'nın Fırat'ın Batısında ve Doğusundaki Askeri Kapasitesi

Fırat'ın iki yakasında oluşan bu mikro güç dengesi ve devam eden mücadele, YPG/PKK'nın nehrin iki yakasında sahip olduğu ve kullandığı askeri teçhizatı da doğrudan etkiliyor. YPG/PKK'nın askeri teçhizat envanterine yönelik araştırmalarda, Fırat'ın doğusu ve batısı arasında bir ayrıma gidilmediği için YPG/PKK'ya gönderilen her teçhizatın Afrin'de ya da Fırat'ın batısında kullanılacağı yanılgısı oluşabiliyor. Nehrin iki yakası arasında Rus ve ABD desteği üzerinden yapılacak olan bu ayrım, YPG/PKK'nın Afrin'de, Fırat'ın doğusunda ve Menbiç'te olduğu kadar donanımlı ve modern teçhizata sahip olmadığını dolayısıyla daha güçsüz ve kırılgan olduğunu ortaya çıkarmaktadır.

YPG/PKK'nin Fırat'ın iki yakasındaki askeri kabiliyetini pratiğe dönüştürmek için teçhizat bazlı bir karşılaştırma yapıldığında:

 Tablo 1 Fırat'ın İki Yakasında İki Farklı YPG/PKK Askeri Postürü[ii]

YPG/PKK'nın Afrin vilayetinde gerçekleştirdiği ATGM saldırıları, kullandığı araçlar ve sahip olduğu tüfek kompozisyonu incelendiğinde ortaya Menbiç ve özellikle Fırat'ın doğusundaki durumdan farklı bir resim ortaya çıkmaktadır. Afrin vilayetindeki YPG/PKK askeri anlamda Rusya tarafından yapılan operasyonlarda araç olarak kullanılmadığından taarruz kabiliyeti oldukça düşük tutulmuştur. Bu durumda da Afrin vilayeti ile Fırat'ın doğusunda kapasite ve donanım açısından iki farklı YPG/PKK olduğu ortaya çıkıyor.

Pentagon Etkisi

Afrin vilayetindeki YPG/PKK yapılanması ile Menbiç ve Fırat'ın doğusundaki oluşumları farklılaştıran en temel faktör ise bu yapılara destek sağlayan merkezlerin ve metotların farklı olmasıdır. ABD ile birlikte Menbiç vilayetine yerleşen ve Fırat'ın doğusunda Suriye'nin petrol yataklarının neredeyse tamamını kontrolü altına alan YPG/PKK, ABD Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'nın birleşimi olan Pentagon tarafından sistematik olarak desteklenmiştir. ABD tarafından yapılan desteğe dair ortaya çıkan bir raporda, Pentagon tarafından YPG/PKK'ya 2.2 milyar dolar tutarında askeri yardım yapıldığı ortaya çıkarıldı.[vi] Pentagon'un ABD Özel Harekât Komutanlığı (SOCOM) üzerinden YPG/PKK'ya çoğunlukla Doğu Avrupa ülkelerinde lisanslı imal edilmiş silahları Suriye'ye getirdiği biliniyor. 2.2 milyar dolarlık tutarın hali hazırda harcanmış olan kısmı olan 718 milyon dolarlık silah harcamasının 400 milyon dolarlık kısmı başta Bulgaristan olmak üzere doğu Avrupa ülkelerinde gerçekleşmiştir. Elbette bu silahların tamamının YPG/PKK'ye değil, Suriye güneyinde bulunan ABD destekli muhaliflere de gönderildiğini ve silahların MOM (Müşterek Operasyon Merkezi [Türkiye]) ve MOC (Askeri Operasyonlar Merkezi [Ürdün]) operasyon odalarınca bizzat dağıtıldığını unutmamak gerekir.

Suriye muharebe sahasında Rus menşeili silahların devlet dışı aktörlerin elinde en çok bulunan unsurlar olduğu bilinen bir gerçeklik haline geldi. Ancak Pentagon'un Doğu Avrupa'dan ithal ettiği silahlarla birlikte Rus menşeili silah kullanan yapıların doğrudan Rusya tarafından desteklendiğini düşünmek bu tarz analizlerde yanlış değerlendirmelere sebep olabilir. Zira Pentagon'un YPG/PKK'ya sağladığı silah desteğinin %80'inden fazlasını Rus menşeili silahlar oluşturuyor. Durum böyleyken, Suriye'de herhangi bir muhalif grubun elinde Rus menşeili silahların yoğun bir şekilde gözlemlenmesi, bu grubun Rusya tarafından doğrudan desteklendiği anlamına gelmemelidir. 

Rusya'nın YPG/PKK'ye sağladığı askeri destek ve yardımlar, Pentagon'un MOM ve MOC üzerinden sağladığı sistematik askeri ve ekonomik desteğe nazaran oldukça düşük bir düzeydedir. Rusya'nın rejim destekli milisler dışında herhangi bir gruba sistematik bir destek sağladığına dair güçlü kanıtlar bulunmazken, YPG/PKK'nin Afrin vilayetindeki kuvvetlerine nispi oranda destek sağladığı tahmin edilmektedir. Rusya'nın YPG/PKK'ya daha çok rejim ile iş birliği sağlanması bağlamında ve Moskova'da siyasi bir platform oluşturma yöntemiyle ABD ve Pentagon'a nazaran daha kısıtlı bir destek sağladığı gözlemleniyor. Elbette YPG/PKK'nin Afrin'deki durumu ile Menbiç ve Fırat'ın doğusunda farklı yapılara sahip olmasının yegâne sebebi askeri kapasite ve alınan desteğin farklılığı değildir.

 

Rus ve ABD Desteği Üzerinden Değişen İki Kuzey Suriye Stratejisi

Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri'nin [özellikle Pentagon'un] Kuzey Suriye'ye yönelik stratejilerinde çok temel farklılıklar vardır. Suriye, modern Ortadoğu tarihinde Rusya'nın en yakın müttefiki olan ve Rusya için Ortadoğu'nun deyim yerindeyse kapısı olan bir konumdadır. 2011 Arap Baharı sonrası ortaya çıkan kriz ise ABD ve Pentagon'a [the establishment olarak bilinen ABD derin devletine], Rusya'nın buradaki nüfuzunu ve kontrolünü azaltma şansı sundu. ABD de Rusya'nın etki alanına nüfuz ederek yayılmacı bir dış politika anlayışı çerçevesinde Suriye'ye YPG/PKK üzerinden dahil oldu ve petrol sahalarının önemli bir bölümünü kontrolü altına aldı.

Bu durumda ABD, Kuzey Suriye'de kendine alan açmaya çalışan, yayılmacı davranan ve daha ofansif olan taraf olduğu için desteklediği örgütlerin taarruz kapasitesini arttırmaya yönelirken; Suriye'de daha önce sahip olduğu nüfuzu, rejim vasıtası ile lehine kullandığı petrol sahalarını ve Suriye'nin bütünlüğünü korumaya çalıştığı için desteklediği örgütlerin defansif kapasitesini arttırmaya çalışmıştır. Afrin vilayetini rejimden herhangi bir çatışma yaşamadan devralan ve burayı korumaya yönelik bir görev verilen Afrin YPG/PKK'si ve Menbiç ile Fırat'ın doğusunda DAEŞ'e karşı savaşarak kendisine ABD'nin çok yoğun hava desteği sayesinde alan bulan YPG/PKK arasında araçsallaşma metodu bakımından ciddi bir fark ortaya çıkmıştır. ABD ve Rusya'nın Kuzey Suriye'ye yönelik bu farklı yaklaşımı ve stratejisi en nihayetinde YPG/PKK'nin hem askeri hem taktik anlamda farklılaşmasının en temel sebeplerinden birisi olmuştur.

Sonuç olarak, YPG/PKK'nin Afrin vilayetindeki ve Menbiç ile Fırat'ın doğusunda farklı bir destek mekanizmasına, anlayışa ve göreve sahip olduğu gerçeği üzerinden yapılacak bir ayrım bundan sonra gerçekleşecek operasyonlarda daha derinlikli bir kavrayışa sahip olmamızı sağlayacaktır.

 

Bu yazı ilk defa Suriye Gündemi'nde yayınlanmıştır.

--------------------------------------------

[i] YPG-PKK arasındaki ilişki için bkz. Aaron Stein & Michelle Foley, "The YPG-PKK Connection", Atlantic Council, MENA Source, Ocak 2016

[ii] Tablo için Suriye Gündemi web sitesinde yayınlanan, "ABD'nin Silahlandırdığı PKK/YPG'nin ATGM Saldırıları" infografikleri [http://www.suriyegundemi.com/wp-content/uploads/2018/03/infoatgm2.jpg] ve "YPG envanterinde bulunan askeri araçlar ve ekipmanlar" infografiğinden de yararlanılmıştır. Bunlara ek olarak açık kaynaklardan elde edilen videolar (ANHA Haber Ajansı), raporlar (Oryx Blog) ve fotoğraflar kullanılmıştır. Not: Bahsi geçen ikinci infografikte BMP-1 Rus menşeili ZPT, BMB-1 olarak görülmektedir. Burada sadece bir harf hatası vardır. 

[iii] Oryx Blog, "The YPG going DIY, Armour Upgrades in Northern Syria", 19 Mayıs 2016; Afrin bölgesinde 3 adet el yapımı zırhlar ve plakalar ile modernize edilmiş tank görüntülenmiştir. Ancak bu tanklar ve 1 adet T-55 tipi 1. nesil tank, daha sonra Haseke bölgesine intikal etmiştir.

[iv] İlk olarak Ayn el-Arab'ta görüntülenen bu ZPT araçlar, Rakka taarruzunda kullanılmış ve birkaçı DAEŞ tarafından imha edilmiştir. 

[v] EIMOS Havan Sistemi, Kamışlı'da YPG/PKK'ye ABD tarafından gönderilen ilk ağır silah teslimatında yer almıştır. May 2017 tarihinde ise bu durum açık kaynaklarca rapor ve teyit edilmiştir.  Kaynak için bkz. Joseph Trevithick, (2017), "US Gives Syrian Kurds Combat Vehicles, Mortars, Anti-Tank Weapons, and More", The Drive/War Zone, Mayıs 2017  

[vi] Ivan Angelovski & Lawrence Marzouk, "Revealed: The Pentagon Is Spending Up To $2.2 Billion on Soviet-Style Arms for Syrian Rebels", Making A Killing, Organized Crime and Corruption Reporting Project (OCCRP), 12 Eylül 2017