Yorumlar

İsrail Seçimlerinin Sonuçları ve Koalisyon Çabaları

Neredeyse tüm dünyanın sonuçlarını merakla beklediği İsrail seçimleri 17 Martta yapıldı. İktidardaki Likud partisi ve Başbakan Netanyahunun zaferiyle sonuçlanan seçimler, gerek kazananlarıyla gerekse de kaybedenleri ile daha uzun süre tartışılacak gibi gözükmektedir. Seçim öncesi anketlere ve sandık çıkış anketlerine göre ikinci parti olacağı öngörülen Likudun 30 sandalye kazanarak seçimden birinci parti olarak çıkması kendileri de dahil herkesi şaşırtmışa benziyor.

Obama yönetimi ve İsrail medyası tarafından desteklenerek peşinen seçimin galibi ilan edilen Siyonist Birlik cephesi de, Likudtan 6 sandalye eksik kazanmasına rağmen yeni kurulan bir ittifak için alınan sonucu başarılı olarak görmekte ve başarısızlığı kabul etmemektedir. Likud ve genel olarak sağın başarısına ilave olarak, dört partinin ittifakından oluşan (Hadash, Balad, United Arab List, Taal) Arap Birliği de, seçimden önce partilerin sahip olduğu 11 sandalyeyi 13e çıkararak net bir başarı elde etmiş ve seçimi üçüncü parti olarak tamamlamıştır.

Seçimin kaybedenlerinin de, Obama yönetimine ilave olarak İsrail medyası ve anket şirketleri olduğu görülmektedir. Çünkü erken seçim kararının alındığı Aralık 2014 tarihinden itibaren Likudu ve Netanyahuyu barışın önünde engel olarak gösteren, Siyonist Birliğin bütün sorunlara çözüm olacağını savunan ve anketlerle de bunu destekleyen kesimlerin çabaları ortaya çıkan seçim sonuçlarıyla boşa gitmiş gözükmektedir.

Özellikle seçimin hemen öncesinde Netanyahunun kendi seçmenini konsolide etmek ve seçime katılım oranını arttırmak için “Arapların otobüslerle oy vermeye gittiğini” ve “kendi yönetiminde asla iki devletli çözüme izin vermeyeceğini” söylemesi muhalefet tarafından propaganda malzemesi edilmiş ve bu demeçlerin Netanyahunun sonunu getireceği tahmin edilmişse de sonuca bakıldığında Netanyahunun amacına ulaştığı görülmektedir.

Buna mukabil, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra Netanyahunun “Araplardan özür dilemesi” ve “hala iki devletli çözüme desteğinin sürdüğünü” söylemesi, seçim öncesi ortamda sarf edilen bazı sözlerin aslında gerçekleri yansıtmadığını göstermektedir. Gerçi, Araplardan özür dileme ve iki devletli çözüme destek sözlerinin, ABD Başkanı Obamanın Netanyahuyu arayarak önce tebrik etmesi ardından da bu sözleri nedeniyle uyarmasının ertesine denk gelmesi bazı soru işaretlerine yol açmıştır. Bu görüşmenin hemen ardından Beyaz Saray özel kalem müdürü Denis McDonoughin , “İsrail-Filistin sorununun çözümünde iki devletin sınırlarının 1967 sınırlarına göre belirlenmesi ve yaklaşık 50 yıldır devam eden işgal sona ermesi gerektiği ” açıklaması Netanyahuyu seçimin galibi olmasına rağmen Obama yönetimi nezdinde henüz meşrulaşamadığı gibi bir kaygıya sevk etmiş gözükmektedir. Zira, hükümet kurma görevinin İsrail Cumhurbaşkanı Rivli tarafından Netanyahuya tevdi edilmesine ve Knessetin yeni oluşan yapısında sağ partilerin çoğunlukta olmasına rağmen aradan geçen süre zarfında koalisyon kurulması hakkında bir gelişme olmamıştır.

120 sandalyeli İsrail Parlamentosu Knessette koalisyon hükümeti kurmak için 61 sandalye yeterli olmaktadır. Mevcut milletvekili dağılımında muhafazakar Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği partilerinin verdikleri destekle birlikte 68 sandalyeye ulaşan sağ blok için koalisyon hükümeti kurmanın çok zor olmayacağı tahmin ediliyordu. Ancak, ideolojik olarak aynı görüşte olmalarına rağmen Netanyahu ile kişisel olarak sorun yaşadığı için Likudtan ayrılan Moshe Kahlonun kurduğu Kulanu Partisinin seçim sonuçlarının açıklanmasını müteakip, Likud yetkilileri ile ilk temasının ardından koalisyon görüşmesinden çekildiği açıklaması kafaları karıştırmıştır. 10 milletvekili çıkaran Kulanu partisi muhtemel koalisyon için kritik önem taşımaktadır. Çünkü, İsrail Evimiz Partisinin lideri Avigdor Lieberman, seçimden önce “Netanyahu ile bir daha asla” diyerek Likud ile bir koalisyon fikrine uzak olduğunu belirmişti. Ancak, Lieberman koalisyona katılsa bile, Kulanunun desteği olmadan yeterli sayıya ulaşamayan Likud için ikinci alternatif Gelecek Partisinin koalisyona girmesi olarak gözükmektedir.

Seçim sonuçlarının alınmasıyla koalisyon tahminlerine başlayan İsrail medyasının bir kısmı, Likud ile Siyonist Birliğin bir araya gelerek “ulusal birlik hükümeti” kurmasının en iyi sonuç olacağını dile getirmiş ancak bu talep başta İşçi Partisi ve Siyonist Birlik lideri Herzog tarafından olmak üzere Likud yetkilileri tarafından da kabul görmemiştir. Obama yönetiminin, Ortadoğu Barış Süreci ve İran ile yürütülen nükleer müzakereler konusundaki rezervi nedeniyle bu süreçleri sıkıntıya sokacak bir İsrail hükümetine iyi bakmayacağı ve halihazırda yeterince gergin olan ilişkilerin daha da kötüleşeceği düşüncesinin Netanyahuyu başka hesaplar yapmaya zorladığı tahmin edilmektedir.

Kurulacak koalisyona katılacak partilerin kimler olacağı, yeni hükümeti bekleyen sorunlar karşısında nasıl tavır alınacağını belirleyeceğinden önem arz etmektedir. Başta ABD ile ilişkilerin yeniden rayına oturtulması olmak üzere, P5+1 ülkeleri ile İran arasında sürdürülmekte olan nükleer görüşmelerinin İsrailin çıkarlarına en uygun şekilde sonuçlandırılması veya mümkünse görüşmelerin kesilerek İrana yaptırım uygulanmaya devam edilmesinin sağlanması ve Filistin yönetimi ile sürdürülen görüşmelerde avantajlı durumda kalmaya devam edilmesinin sağlanması yeni hükümetin ajandasındaki öncelikli konular olarak görülmektedir.

Sonuç olarak, beklentilerin üzerinde oy alarak seçimden galip çıkmasına rağmen, koalisyon kurulması konusunda Netanyahunun elinin yeterince rahat olmadığı görülmektedir. Muhafazakarları da kapsayan sağ partilerden oluşacak koalisyonunun, İsrailin geleneksel destekçileri olan ABD ve Avrupa Birliğinin tepkisini çekebileceği endişesi nedeniyle sıkıntı yaşamaktadır. Diğer partilerin de bu süreçten yararlanmak amacıyla Dışişleri, Savunma ve İç İşleri gibi icracı bakanlıkları talep etmeleri Netanyahuyu daha da zorlamaktadır. İranın ile sürdürülen nükleer görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı kurulacak İsrail hükümetinin yapısını da belirleyecektir. Bu yüzden, Netahyahunun yapacağı en iyi şeyin müzakerelerin sonucunu beklemek ya da  müzakerelerin gidişatına göre nabız yoklayarak, batılı destekçilerinin senkronlarını bozmayacak bir hükümet formüle etmek olduğu görülmektedir.